İçeriğe geç
Kardelen Gaste

Kardelen Gaste: yaşama dair merak, burçlara neşe

Psikoloji

Gece Atıştırması Alışkanlığını Anlamak ve Yönetmek

Geç saatte gelen atıştırma isteği çoğu zaman irade değil, günün geri kalanında kurulan dengenin sonucudur.

Mert Koralp 4 dk okuma

Gün boyunca dengeli beslenmiş, öğünlerini atlamamış, kendini iyi hissetmiş biri akşam saat on bir civarında kendini mutfakta bulur. Aç değildir, en azından midesi bunu söylemez. Yine de dolabın kapağını açar, bir şeyler bulur ve ertesi sabah bunu bir başarısızlık gibi hatırlar. Gece atıştırması, çoğu insanın sandığı gibi bir irade meselesi değildir; genellikle günün geri kalanında kurulmuş bir dengenin gece ortaya çıkan sonucudur.

Bu davranışı anlamak, onu bastırmaya çalışmaktan çok daha etkili sonuç verir. Çünkü bastırılan alışkanlık geri döner, anlaşılan alışkanlık ise değiştirilebilir.

Gerçek açlık mı, başka bir şey mi

Fizyolojik açlık kademeli olarak yükselir, belirli bir yiyecekte ısrar etmez ve yenilen hemen her şeyle yatışır. Gece ortaya çıkan atıştırma isteği ise çoğu zaman bunun tersidir: aniden belirir, çok belirgin bir tada yönelir ve doyduktan sonra bile tam olarak tatmin olmaz. Bu ayrımı fark etmek, ilk ve en önemli adımdır.

Bu isteğin arkasında sıklıkla üç şey bulunur. Birincisi gün içinde yetersiz kalan öğünlerdir; özellikle öğle yemeğini hafif geçiştirenlerde akşam telafi refleksi güçlü çıkar. İkincisi yorgunluktur; uykusuzluk, iştahı düzenleyen sinyalleri belirgin biçimde bozar. Üçüncüsü ise duygusal yüktür: gün içinde sıkışan gerilim, evde tek başına kalınan sessiz saatlerde ortaya çıkacak bir çıkış arar ve yiyecek en kolay ulaşılabilir seçenektir.

Günü yeniden dengelemek

Gece atıştırmasını azaltmanın en etkili yolu, gece değil gündüz yapılan bir müdahaledir. Kahvaltıda ve öğle yemeğinde yeterli protein bulundurmak, akşam saatlerindeki ani isteği belirgin biçimde azaltır. Aynı şekilde akşam yemeğinin çok erken saate çekilip sonrasında altı yedi saatlik bir boşluk bırakılması da geceyi zorlaştırır. Yemeği makul bir saate almak ya da akşam ile uyku arasına küçük, planlı bir ara öğün yerleştirmek bu boşluğu kapatır.

Planlı ara öğün ile plansız atıştırma arasındaki fark önemlidir. Birincisi bir tabakta, bir sandalyede ve belirli bir miktarda gerçekleşir. İkincisi ayakta, dolabın önünde ve paketin içinden yapılır. Yalnızca bu biçimsel farkı değiştirmek bile tüketilen miktarı ciddi biçimde azaltır.

Akşamın kendi ritüelini kurmak

Atıştırma çoğu zaman bir boşluğu doldurur. Televizyon karşısında geçen sessiz saatler, elin otomatik olarak bir şeye uzanmasını kolaylaştırır. Bu saatlere başka bir içerik vermek, yasak koymaktan daha işe yarar. Bir bardak sıcak bitki çayı hazırlamak, kısa bir yürüyüş yapmak, bulaşıkları toparlamak ya da ertesi güne hazırlık yapmak, hem eli meşgul eder hem de zihni akşamdan uykuya geçiren bir sinyal oluşturur.

Mutfağın fiziksel düzeni de bu noktada devreye girer. Göz hizasında duran paket, dolabın arkasındaki kutudan çok daha sık tüketilir. Atıştırmalıkları görünmez kılmak ve yerlerine kolay ulaşılabilir alternatifler koymak, iradeye yaslanmadan çalışan bir düzenlemedir.

Uyku ile iştah arasındaki bağ

Geç yatan biri yalnızca daha uzun süre uyanık kalmaz; iştahı düzenleyen sinyalleri de zorlar. Yetersiz uyku sonrasında yüksek kalorili ve tatlı yiyeceklere yönelme eğilimi belirgin biçimde artar. Bu yüzden gece atıştırmasıyla boğuşan birinin üzerinde çalışması gereken ilk konu bazen yatış saatidir. Uyku saatini yarım saat öne çekmek, atıştırma penceresini doğrudan daraltır.

Ne yendiği de fark yaratır

Gece isteği bastırılamıyorsa, tercihi değiştirmek miktarı sınırlamaktan daha kolaydır. Kuru ve tuzlu paket ürünler, tokluk sinyali vermeden hızla tüketilir; elin durması için genellikle paketin bitmesi gerekir. Buna karşılık bir kâse yoğurt, birkaç ceviz, bir dilim tam tahıllı ekmek üzerine ince bir tabaka peynir ya da bir bardak süt hem daha çabuk doyurur hem de gece boyunca rahatsızlık vermez.

Çok baharatlı, çok yağlı ve aşırı büyük porsiyonlu geç öğünler ise mide yanması ve huzursuz bir uyku getirebilir. Uyku saatine iki üç saat kala tüketilenlerin hafif kalması, hem uykuya geçişi hem de sabahki dinçlik hissini korur. Sıvı tarafında da benzer bir denge vardır; su içmek gerekir ama yatmadan hemen önce büyük miktarlar, gece uyanmalarını çoğaltır.

Son olarak, ara sıra yapılan gece atıştırmasını bir sorun olarak görmemek gerekir. Sorun, davranışın kendisi değil, ardından gelen suçluluk ve o suçluluğun ertesi gün yarattığı aşırı kısıtlamadır. Kısıtlama yeni bir açlık üretir, açlık da yeni bir gece atıştırmasını hazırlar. Döngüyü kıran şey katılık değil, günün tamamına yayılmış makul bir düzendir.